Allah’a, Peygamberine (sav), Emir Sahiplerine İtaat ve İşi Ehline Vermek

Allah’a hamdederiz. Rasulullah’a (sav) salat ve selam olsun

Selam Rasulullah (sav) ailesine ashabına ve müminlerin üzerine olsun amin.

Allah gökleri yeri ve arasındakileri yoktan var etti. Bunların içinde insanı da yarattı. Ancak insanı kadınıyla erkeğiyle duygularına aklına vicdanına ve tecrübelerine teslim etmedi etmez. Allah (c.c.) mümin erkeklerin ve kadınların itaatiyle alakalı sınırları da kendisi belirlemiştir. İnsan bir işletme ticarethane açar henüz açarken buranın işleyişini kurallarını sorumluları ve sorumluluklarını belirler, bir evde evin kuralları vardır buna herkes uyar tek ilah olan El hakem olan Hakim olan Allah’da bu dünyayı bir düzen ve intizam içinde yarattığı gibi buranın dengesinin bozulmaması için işleyişi hakkında genel kurallar koymuştur. Bu kurallara uyup hayatlarımızı yaşarken belli konular gelecek ki aramızda anlaşamadığımız ihtilaflarımız olacak. Bu ihtilaflarımızın dozajında belli bir çerçeveyi aşmayacak aşamayacaktır. Zira ihtilaf dediğimiz şey hakkında Allah’ın bir ayeti yada Rasulullah (sav) bir hadisi varsa bu konularda bizim ihtilaf hakkımız yoktur. Kuranı kerimde Allah (cc) Şöyle buyurmaktadır. “Allah ve Peygamber’i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah’a ve Peygamber’e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.” (Ahzab 36) Dolayısıyla bizim sorumluluğumuz buradan itibaren başlamaktadır.

Nisa suresi 59 ayeti kerime Rabbimiz şöyle buyuruyor.

“Ey iman edenler! Allah’a ve Rasulüne itaat edin. Ve sizden olan emir sahiplerine de (itaat edin). Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman ediyorsanız onu Allah’a ve Rasulune götürün. Bu hem hayırlı ve hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisâ: 4/59)

 

Ayet-i Kerimenin Sebebi Nüzulu :

 

Bu ayet-i kerime, İbn Abbas (r.a)’dan rivayet edildiğine göre, Abdullah bin Huzeyfe bin Kays hakkında inmiştir. Rasulullah (sav) onu bir askeri birlikle göndermişti.

Alî radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sav askerî bir birlik gön­derip başlarına ensârdan birisini emir tayin etmiştir. Yola çıktıklarında emirleri bir konuda onlara kızarak: “Rasûlullâh sav bana itaat etmenizi emretmedi mi?” dedi. Onlar: “Evet” dediler. Bunun üzerine: “Bana odun toplayın”, deyip ateş istedi ve bununla toplanan odunları ateşleye­rek: “Size kesin olarak söylüyorum ki; bu ateşin içine mutlaka girecek­siniz”, diye emretti. Topluluk ateşe girmeye kalkışınca içlerinden bir genç: “Siz ateşten kaçarak Rasûlullâh sav sığındınız. Rasûlullâha sav. varıncaya kadar bunu yapmayın (ateşe girmeyin). Şâyet o gir­menizi emrederse bu takdirde girin” diye müdâhelede bulundu. Rasûlullâha sav dönerek olayı kendisine haber verdiler. Rasûlullâh sav şöyle buyurdu: “Eğer ona girmiş olsaydınız kıyâmet gününe kadar ondan çıkmayacaktınız. İtaat ancak iyiliktedir.”  Buhârî ; Müslim

Allâh cc âyeti kerîmesinde: Ey îmân edenler! Allâh’a ve Rasûlüne itaat edin” (Nisâ: 4/59) buyurarak mutlak itaatin ancak: “Allâh’a ve Rasûlüne” olduğunu beyân etmektedir. Nitekim İbn Kayyim rahîmehullâh şöyle demiştir: “Allâh’u Teâlâ bu âyet-i kerîmesinde kendisine itaat ile birlikte Rasûlüne itaati de emretmiş ve itaat fiilini mutlak surette Rasûle de itaat edilmesi gerektiğini ifâde buyurmak için tekrarlamıştır.”

 

 Allah cc başka bir âyet-i kerîmesinde ise şöyle buyurmaktadır: “Ey îmân edenler! Allâh’a itaat edin, Rasûle itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed: 47/33)

İmâm Kurtubî rahîmehullâh, âyet-i kerîmenin tefsîrinde şöyle demiştir: “Allâh’u Teâlâ, bu âyetiyle mü’minlere kendi emîrle­rinde kendisine, Sünnet’leri hususunda da Rasûle itaat etmenin gereğini emretmektedir.”

Amr bin Avf radıyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sav şöyle buyurmuştur: “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sımsıkı sarıldığınız süre­ce, asla doğru yoldan sapmayacaksınız. Bunlar, Allâh’ın Kitâbı ve Rasûlünün Sünneti’dir.”  Mâlik . İbn Abdilberr

Sonuç olarak kayıtsız ve şartsız, mutlak ve de muayyen olarak ittaat edilmesi gerekli olan tek merci Kur’ân ve Sünnet’tir. Bunun dışındakiler ise Kur’ân ve Sünnete uygun düştükleri oranda kabul görürler, itaati hak ederler. 

 

Ey iman edenler diye sesleniş sıradan insanlara bir sesleniş değildir.Ancak Allaha teslimiyet göstermiş,Allaha dinine müminlere değer veren zaman ayıran kafa yoran Afganistanı suriyeyi yemeni arakanı ,yoldaki düşkünü diskodaki okullardaki gençleri nasıl bu dertten kurtarabilirim diyen konuşan değil iş yapan oturan değil koşana yapılan bir sesleniştir.zira hakiki mümin Hakkı arama adına Allaha ve rasulune döner çünkü müminler kurtuluşun reçetesinin inandığını yaşamakta olduğunu bilir ve her şeyin hesabını görecek Allaha teslim olur.

 

 Allaha ve rasulune itaat edin emri hepimizi bağlar.Buna iman edenler hemen Allah benden ne istiyor Rasulullah sav bana neyi emrediyor diye araştırmalara başlar.Tefsir tefsir dolaşır,hadis hadis kaynaklara bakar ,siyer kitaplarını alt üst eder.Zira emir büyük makamdandır emir Alemlerin Rabbindendir.

İtaatin üçüncü mercisi emir sahiplerine itattir.Bu kimdir? Devlet devlet başkanı okulda müdür vakıfda başkan ailede baba ancak burada asıl olan Alimlerdir.sözünün eri alimler. Peki emirler nasıl seçilecek Allah insana bu sorumluluğu verip kendiniz çözün der mi? Seçim mi yapılır ?Eller mi kaldırılır ? yaşa boya aşirete mi bakılır ?Hayır bu konuda da Allah cc bize yol gösteriyor. Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür. NİSA 58 Emanet islamdır ve bu emaneti ehli olana ve adaletle hükmedecek olana teslim etmeyi emrediyor.

 

İmam mevdudi şöyle diyor :Allah müminleri israiloğullarının düştüğü hatadan korumaya çalışıyor.İsrailoğulları peygamberlerinin vefatından sonra gayri ahlaki ,ilimden irfandan yoksun işlerinin ehli olmayan zorba insanları iş başına getirmişlerdir.Ve bu tavırları onların sonları olmuştur.

 

Hz ömer halifeliği döneminde çocuklarından birini kucağına almış öpüyor kokluyor.Yanındaki memurlardan biri hz.ömere soruyor :sen çocukları böyle öper koklarmıydın hz.ömer evet diyor.Memur vallahi benim şu kadar çocuğum var ben bunlardan bir tanesini öpmemişimdir diyor. Hz.ömer öylemi o zaman seninle yaptığımız şu anlaşma metnini bana ver seni azlediyorum diyor .Adam neden diye sorduğunda çünkü Kendi çocuklarına merhamet etmeyen adam ümmetin çocuklarına hiç merhamet etmez diyor. Hz. Ömer şunu anlamıştı ki bu adam işinin ehli biri değildir.

 

Yine Hz.Ömer birgün valilerini kontrol ediyor. Bir beldeye geldiğinde oranın halkına soruyor valinizden memnun musunuz? Diyorlar ki memnunuz düzgün bir insan ancak bir kusuru var.Nedir o kusuru? Diyorlar ki kendine yüksek bir kule yaptırdı bir kulesi var diyorlar.Hz ömer bir mektup yazıyor haberciye veriyor ve diyor ki git valinin kulesinin kapısını yak ve bu mektubu ona ver.Haberci geliyor kulenin kapısını yakıyor.Görenler valiye haber veriyor vali diyorki bırakın bunu yapan kişi ancak ömerin memurlarındandır.Haberci valiye gelip mektubu veriyor.Vali mektuba bakıyor mektup hz Ömerden diyor ki tez zamanda mediye gel..Medineye gidiyor vali .Hz ömer valiyi üç gün bekletiyor onunla konuşmuyor.Üç gün sonunda valinin karşısına çıkıyor ona bir kova ,yırtık bir cübbe veriyor ve diyorki bu cübbeyi giy bu kavayı al ve HARRE bölgesindeki zekat hayvanlarını sula gel. Kardeşler bu adam vali ne muhtar ne bakkal nede dernek başkanı.Vali gidiyor hayvanları suluyor perişan olmuş bi vaziyette geri geliyor. Hz. Ömer ona soruyor sen ne zamandır valilik yapıyorsun? Diyor ki şu kadardır bu görevi yapıyorum.

Hz ömer yani sen bu kadar zamandır bu kuleyi yaptın fakirlere yaşlılara tepeden bakıyorsun öyle mi bir daha gözüme görünme diyor.Kardeşler dikkat edin burada halk razı tabiri caizse alan memnun veren memnun ancak Rasulullahın rahlesinde meclisinde yetişmiş ondan ilim ahlak öğrenmiş hz.ömer basiretiyle bu adamın işinin ehli olmadığını ve işin ancak ehline verilince layıkını bulacağını biliyor.

 

Çünkü hz ömer rasulullahın sav meclisindeydi. Takva züht sahibi ilk Müslümanlardan hz. Ebu zer geldi ve görev istedi Ancak takva sahibi Ebuzer idarecilikte ehil değildi ve ona görev verilmedi.Abdullah ibn abbastan rivayetle şu hadisi serif bize ulaştı.’’ Kimki ümmet içinde o işe daha layık daha ehil insanlar var iken bir başkasını seçerse Allaha ve onun peygamberine ihanet etmiş olur.’’ Kimki ortada bir iş var ve bu işi sadece akrabalık arkadaslık ona olan sevgisinden dolayı muhabbetinden parasından dolayı seçerse ihanet etmiş demektir.

 

Sizin içinizden (minhum onlardan ) olanlardan kasıt nedir.?Hemşerimi akrabalık mı ?Hayır sadece Allaha ve Rasulune gönülden bağlı olan ,tek derdi Allah olan, ona mal ve can adayan kişilerdir.

Enes bin Malik ra : Siyahi Habeşli bir köle olsada; diğer rivayet Ebu Hureyreden :Kolu kesik bir köle olsada Allahın kitabıyla hükmeden olduktan sonra Allaha ve Rasulune uyan her davranışında sizden olan emir sahiplerine itaat etmek zorundayız. Yanlışlarını gördüğümüzdede sözlerimizle düzeltip yaptığı taşkınlıktan döndüreceğiz. Bu durumda Üzerimizdeki haklarındandır

 

Zira ibn Kesir Taberiden bir rivayet anlatıyor.

Hz. Peygamber sav. Halit bin Veliti bir bölgeye savaş komutanı olarak tayin ediyor. O orduda Ammar b.Yasir de var.Ordu savaşacakları bölgeye yaklaşınca otağılarını kurup dinleniyorlar.O beldedekiler Müslümanların geldiğini duyunca hepsi kaçıp gidiyorlar ancak bir aile hariç.Bir karı koca kalıyor beldede.Kocası karısına diyorki sen şu eşyaları toparla ben gidip Müslümanlarla konuşacağım.Adam otağa yaklaşıyor ve Ammar bin Yasirle karşılaşıyor. Ammara selam veriyor ve diyor ki ben Müslüman oldum.Allaha ve rasulune iman ettim.Sizin geldiğinizi duyan kavmim beldeyi terk etti. Eğer Müslüman olmam bana fayda sağlayacaksa beldemden çıkmayıp oturmaya devam edeceğim yok eğer bana bir faydası olmayacaksa ben beldemi terk edip kavmimin yanına gideceğim dedi. Ammar dedi ki tabiî ki sana faydası olacak sen beldeni terk etme git ve oturmaya orada yaşamaya devam et. Sabah Halit b.velit ve askerleri beldeye giriyor ve bakıyorlar ki bu aile dışında belde bomboş. Bu aileyi buluyorlar kendilerini esir edip mallarını alıyorlar.Bu Ammarın kulağına gidiyor.Ammar halidin yanına gidiyor diyor ki:onları bırakmanız lazım onlar Müslüman ve benim emanıma girdi,onları bırakın.

Halit ile Ammar ihtilafa düşüyorlar biri ordu komutanı EMİR diğeri asker ama ihtilafta konuyu çözecek olan ayet gereği Allah ve Rasulu sav.dir.Konu Rasululah sav. Götürülür. Önce konumundan dolayı Halit b.velit konusur.Ey Allahın Rasulu şu kolu kesik adama bana sövdürüyor musun der ben komutanım.

Rasulullah sav. Diyor ki Ey Halit Ammara sövme kim Ammara söverse Allah bu sövmenin cezasını ona verir. Ey Halit kim Ammarı sevmezse Allahta onu sevmez. Ey Halit Ammara lanet etme Kim Ammara lanet ederse Allahda ona lanet eder. Bu sözler Ammarın rasulullaha sav yakınlığından yada ammarın anne babasının şehit olmasından kaynaklanmıyordu. Sadece ve sadece Ammar haklıydı Halit yanılıyordu. Sonuç :Ammar kalktı yürüdü Halit haksızlığını anlamıştı .Halit ammarı tuttu öptü özür diledi taki Ammar ondan razı oluncaya kadar.

 

Şimdi iki Müslüman arasında ihtilaf yaşıyor ikiside ben haklıyım diyor.Haydi o zaman sorununu Allaha ve rasulune sav. götüründe doğruya ulaşın. Çıkan karara da teslim olun ki ayeti yaşamış olalım.

Bu iki kişi ihtilaflarını Allaha ve rasulune sav. Götürmezlerse durumları kime benzer. Tabiki münafıkların durumuna benzer.Arkadaşlar arasında evlilikte ticarette ihtilafa düşünce konu Allaha ve Rasulune götürülmez yada karar kabul edilmezse işte o zaman NİSA 61 ayete bakacağız.

 

Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. NİSA 61 .

Münafıklardan bir şahsiyet ismi BİŞR ile bir Yahudi aralarında bir ihtilafa düşüyorlar.Yahudi diyor ki biz bu meseleyi muhammede sav götürelim.Münafıkta diyor ki Kab bin eşrefe götürelim.Kab bin eşref kim:Rasulullaha ve hanımlarına en çok söven şiirler yazan karaktersiz inkarcı Yahudilerin lideri bir adam.Mekkenin fethinde affedilmeyerek öldürülenlerden bir tanesidir. Yahudi adaletine güvendiğinden Rasulullahda sav ısrar ediyor ve konuyu Rasulullaha götürüyorlar. İkisi birlikte Rasullaha sav gittiler.Konuyu anlattılar hz.peygamber sav yahudiyi haklı olarak karar verdi.Münafık razı olmadı birde Ebu Bekire gidelim dedi Ona gittiler oda yahudiyi haklı gördü.Münafık bu sefer konuyu ömere götürelim dedi.Hz. ömere gittiler konuyu anlattılar Yahudi dedi ki biz sana gelmeden önce Muhammed sav ve ebu bekire gittik. Peki onlar ne dediler dedi. Onlar beni haklı gördüler dedi Yahudi .münafığa doğru mu diye sordu oda evet dedi.Hz ömer dedi ki siz bekleyin.Evine girdi kılıcını almış olarak çıktı ve münafığı öldürdü.Konu Hz. peygambere gitti. Hz. peygamber dedi ki: Ya ömer sen şimdi bu ümmetin faruku oldun Hak ve Batılı ortaya çıkardın dedi.Hz ömere bundan sonra Faruk lakabı verildi.

İman eden insanlar olarak Allah ve rasulunun emir ve yasaklarına tam teslimiyetle itaat edecek.İçimizden olan emir sahiplerine dine muhalif bir iş yapmadıkları sürece itaat edeceğiz. Aramızda olan kırgınlık kızgınlıkları  affedeceğiz , ihtilaflarımızı da hak çözüm adına Allaha ve rasulune götüreceğiz. Sonuçlarına teslim olup gerçek iman sahibi olabileceğiz.

Allah akıbetimizi hayırlı etsin ailemize arkadaslarımıza komsularımıza ümmeti muhammede saglık sıhhat afiyet ve hidayet etsin. Sıkıntılarımızı gidersin vahdete kavuştursun ve tüm coğrafyalarda Müslümanları muzaffer etsin. amin

Davamızın sonu Alemlerin rabbine hamd etmektir.